Biyografi ve hatırat
Sultan V Murat
Cemalletin Bey
Sultan V Murat, Cemalletin Bey. Atatürk’ün okuduğu bu eser, Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar derlemesinin 24. cildinde yer alır (PDF görüntü sırası 249). Derlemede bu kayıtta 107 altı çizili parça aktarılmıştır ve 2 kenar notu / el yazısı kaydı bulunur.
Özel kitaplığa aidiyet varsayılmadı; derlemedeki okuma kaydı olarak listelendi. Künye otomatik OCR’den; eser adı/yazar yazımı ayrıca kapakla denetlenmeli.
Künye
- Eser
- Sultan V Murat
- Yazar / çevirmen
- Cemalletin Bey
- Konu
- Biyografi ve hatırat
- Kitaplık
- İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi (kaynak kartına göre)
- Envanter no
- 90
- Derleme cildi
- 24
- PDF görüntü sırası
- 249
- Altı çizili parça
- 107
- Not kaydı
- 2
Atatürk’ün altını çizdiği satırlardan
Vurgulu kısımlar, derlemenin çevirisinde koyu dizilen, yani özgün sayfada altı çizili parçalardır. Metin OCR ile aktarılmıştır.
BÖLÜM XX. Kaderin tüm bu entrika ağlarını etrafında ördüğü Prens Abdül Hamit, Sultan Abdül Mecit'in üçüncü oğluydu. 22 Eylül 1842'de, Ermeni bir anneden doğdu. Fiziksel olarak babasına ya da amcası Abdül Aziz'e çok az benziyordu. Aslında, tipik gürbüz Türk'e burnu dışında, daha çok Arap tipliydi. Düşünceli hatlarıyla belirgin yüzü sert bir melankoli ifadesi taşır, grimsi siyah gözleri bir anda derinleşir, huzursuzlanır ve vesveselenirdi. Abartılı bir Ermeni burnu vardı, ağzı kocaman, alt dudağı çıkıktı. Zihinsel ve fiziksel olarak dikkat çekiciydi ve onda iyi ile kötünün değişkenliğini ve çelişkisini görmek mümkünsedü. İrade çöküşünün izlediği bu zekâ ışıltıları, dönemine özelliğini veren, harekete geçmedeki ve onu devam ettirme isteğindeki kararsızlığı, enerjik çabalama dönemleriyle değişen o uzun bedbinlik nöbetleri gösteriyor ki; amaç azmi ve cesaret onun büTahtın veliahtı olma şansından çok uzak olan Abdül Hamit, Abdül Aziz döneminde özgür bir yaşamın tadını çıkarmıştı. Doğu teşrifatının katı kurallarından kurtularak, sürekli rahat yaşamış, çağrılacağı o ihtişamlı hayatı çok az hayal etmişti. Gençliğinde kendini en aşağılık eğlencelere vermiş ve genç bir prense yakışan çalışmaları ve meşgaleleri tamamen ihmal etmişti. Onun hovardalığı öyle açık, öyle kötüydü ki Üsküdar ve civarı hâlâ ondan izler taşır.
Kitap sayfası 180 · derleme cilt 24, PDF 269Kalıcı bağlantı Kaynak sayfa 269
“Sizin gibi herkesi büyüleyen biri kadınları da büyülemiş olmalı.” “Size on dört yaşındayken başımdan geçen bir olayı anlatacağım" dedi Prens gülerek. “Marangozluğu çok severdim. Bir gün kutu yaparken bir fistan hışırtısı duydum. Ellerim işlemez oldu, kalp atışlarım hızlandı, tarifi imkânsız bir büyülenmişlik duygusuyla kapının gıcırdayarak açıldığını duydum. Sonra, dudaklarında bir gülümsemeyle ipekler giymiş genç ve güzel bir Çerkes odaya girdi. (sayfa 12) Nazik adımlarla bana doğru ilerledi ve en ufak bir çekingenlik duymadan yanıma oturdu. Yabancı bir kadınla ilk defa bu kadar yakın oluyordum. Kafamdan, Kur”an'dan fırlayan ve kahkahalar atan ne hayaller geçti bilmiyorum ama kafam karışmıştı ve konuşamıyordum. Çerkes sıkıntımı anlayarak bana, "Efendim, çocukça uğraşınızı bırakınız, başbaşa bırakıldığımız şu yarım saatten yararlanalım." Kimse bizi rahatsız edemez, harem ağası yakınlarda, bizi rahatsız edenleri uzak tutacak.” dedi. Ancak bu âşıkâne görüşme kanımı ateşleyeceğine, tamamen dondurdu. Her zaman saf ve temiz bir aşkın hayalini kurdum ve bu odalığın küstahlığı beni sadece kızdırdı." Ir Abdul Mejid was the pioneer of Turkish progress, Abdul Aziz was its assassin. The former knew how to love, the latter only knew how to hate. (Fantastic, capricious, selfish, exacting, with no elevation of character, no wish to improve his people, Aziz had inherited his Kurdish mother's native ferocity, and her coarse and ruthless spirit, which was fostered and grew rapidiy under her education. She laughed when she sax her little savage, then five years old, tear a live pigeon to pieces for his amusement, and, when at the age of fifteen, he repeated the process with a young Bulgarian girl who had disdained his advances, she applauded ler “young lion” for his high spirit. Abdul Aziz at matured age did not belie the promise of his youth. The reign of this oriental Caracalla is a record of atrocities and misrule. He had no taste for study, no capacity for diplomacy. He changed Abdul Mejid's stage into an amphitheatre, where slaves in sleeping postures were torn to pieces by wild
Kitap sayfası 11 · derleme cilt 24, PDF 259Kalıcı bağlantı Kaynak sayfa 259
Mithat kurnaz bakışlarını meslekdaşına çevirdi. “Abdül Aziz bir zamanlar geçici bir delilik nöbeti esnasında intihar girişiminde bulunmadı mı? Bulundu. O hâlde! Bakımını üstlendiğine göre, tabii ki yapacaksın. Dikkat et de bu tahtından indirilmiş hükümdar yeni bir krize girmesin." Konuşurken dudaklarına alaycı bir gülümseme takıldı. CHAPTER XX. PRINCE ABDUL HAMID, round whom Fate was weaving all this web of intrigue, was the third son of Sultan Abdul Mejid. He was born on the 22nd September, 1842, of an Armenian mother, and his appearance has little in common with that of his father or his uncle, Abdul Aziz. Indeed, he bears but slight resemblance to the robust typical Turk. Spare, nervous, swarthy, with great mobility of feature, he was, his Armenian nose apart, rather the type of the Arab. Sa yfa :180 His face, marked with lines of thought, bore a pronounced expression of melancholy, and his eyes, a greyish black, were at once profound, restless and suspicious. His nose was of the exaggerated Armenian type, his mouth large, and his under lip protruding. His physiognomy was remarkable, intellectually and physically, and expressed many varying and contradictory possibilities of good and evil. Indeed those Hashes of insight, followed by collapse of will, the indecision and want of continuity in action which have characterized his reign, those long fits of mental despondency, alternating with periods of energetic effort, showed that tenacity of purpose and courage sovereign. Too far removed from the chance ol succession to the throne, Abdul Hamid had enjoyed, during the reign of Abdul Aziz, a life of freedom. Unfettered by the strict rules of Oriental ceremony, he had lived in ceaseless ease, little dreaming of the high destiny to which he was to be called. During his youth he gave Vipself up to the most vulgar debauchery, and utteriy neglected those studies and occupations fitted for a young prince. His profligacy was so open, and so cynical, that Scutari and the neighbourhood around still preserve the recollection
Kitap sayfası 72 · derleme cilt 24, PDF 267Kalıcı bağlantı Kaynak sayfa 267
Kenar notları
Notlar yayındaki çeviri ve açıklamalara dayanır; aidiyet ve belirsiz sözcükler özgün sayfayla denetlenmelidir.
- Yayında çevirisi / el yazısı kaydı bulunan not
Var
Derleme cilt 24 · PDF 257 · Kaynak: yayın çevirisi: çerçeve altı * dipnot (OCR)
faksimile Sayfa:10; * işaretliKalıcı bağlantı Kaynak sayfa 257 - Yayında çevirisi / el yazısı kaydı bulunan not
Effendim,
Derleme cilt 24 · PDF 258 · Kaynak: yayın çevirisi: çerçeve altı * dipnot (OCR)
faksimile Sayfa:12; * işaretliKalıcı bağlantı Kaynak sayfa 258
Kaynak gösterme
Sultan V Murat — Cemalletin Bey. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, derleme cildi 24, PDF görüntü sırası 249. Envanter: 90.
Biyografi ve hatırat konusundaki diğer kitaplar
- Affila nın HayatıMarcel Brion526 altı çizili parça · 1 not · Cilt 15
- Türkler ve Tatarlarla ilgili YazılarıBaron François Tott182 altı çizili parça · 4 not · Cilt 16
- Morgenthau nun HatıralarıHenry Morgenthau178 altı çizili parça · 1 not · Cilt 15
- Hâtırât 1913-1922Cemal Paşa67 altı çizili parça · 7 not · Cilt 1
- Filistin de TürklerleAlexander Aoronsohn67 altı çizili parça · Cilt 24
- VenizelosE (rnestl Lemonon34 altı çizili parça · Cilt 14